1948’de Ortadoğu’nun bağrına bir hançer saplandı. Bir yara açıldı. Her şeyi adlı adınca söylemek gerek bu hançerin, bu yarının adı: Siyonist terör örgütü İsrail.1948’den bu yana Nakba’larla, Şetila’larla, öz toprağında sığınmacılıklara, mülteciliklerle, kamplarla, Camp David’lerle, Oslo süreçleriyle yani ihanetlerle, sürgünlerle, utanç duvarlarıyla, katliamlarla, çocuk ölümleriyle kanıyor.

Bu yara bu günlerde üç Yahudi –gayrı meşru-yerleşimcinin rehin alınıp, infaz edilmeleriyle yeniden kanamaya başladı. Siyonist terör bu bahaneyle Gazze’ye doğru yeniden saldırıya geçti. Gazze’nin dünyayla zaten zayıf olan bağları yeniden kesildi. F-16, Roketler, Tanklar Gazze’nin kadınlarının ve çocukların üzerine bir kez daha ölüm yağdırmaya başladı. Dünyanın orta yerinde, on üç günde, dünyanın gözleri önünde Siyonist terör 78’i çocuk 358 cana kıydı, 2.358 canı yaraladı ve on binlerce Filistinli bir kez daha zeytin ağaçlarını, topraklarını terk edip yollara düşmek zorunda kaldı.

Zeytin Ağaçların altındaki toprak kanıyorsa, Zeytin ağacının gölgesindekiler merhemi de biliyor. 1948’den beri ihanetlere, sürgünlere, duvarlara, katliamlara, ölümlere karşı tarihe bir destan da kaydediliyor. Bir kahramanlık destanı, direniş destanı bir halk destanı…

Kaydet diye haykırıyor bir çığlık: ‘’kaydet: BEN ARABIM’’ Kaydet: Ben Abu Ali’yim, Ben Ahmet Sa’daat, ben elinde sapan bir küçük general, ben bir Jabhah al-Sha`biyyah aslanı, Ben bir kattuşya, ben intifada yani biz Che’nin gül bahçeleri.

Ve tarih kaydetti onları; Yankee’ler arasında gülümseyen kahraman bir kadının fotoğrafına, başını mavzerine yaslamış o kahraman kadının fotoğrafına… Bu kanayan günlerde mazlum bir halkın destansı direnişinin simgesi olan o kahraman kadınla konuştuk,  dünün FHKC’li kadın gerillası, bu günün FHKC polit-büro üyesi Leyla Halid’le Ortadoğu’yu ve Filistin’i konuştuk.

BU GÜN EVLERİ YIKILAN O İNSANLAR O EVLERİ YENİDEN İNŞA ETMEYE MÜKTEDİRDİR!

LEYLA HALİD İLE SÖYLEŞİ:

Siyonist işgalciler üç Yahudi yerleşimcinin rehin alınıp ardından infaz edilmelerini bahane ederek Gazze’ye yönelik şiddetli bir terör saldırısı başlattı. Filistin’deki son durum ve hakkında ihtilaflı görüşlerin olduğu üç Yahudi Yerleşimcinin Rehin alınıp infaz edilmeleri meselesinde neler düşünmektesiniz?

İsrail Devleti ellinde hiçbir sübut delil yok iken tamamen rivayetlere dayanarak söz konusu bu üç kişinin kaçırılmasıyla ilgili HAMAS’ı sorumlu tuttu ama ne var ki bu konuyla ilgili kimseyi tutuklamadı. Bu kişileri mafya bile öldürmüş olabilir. Bu İsrail için yabancı bir durum değil. İsrail her defasında bir bahane bulup Filistin’e saldırıyor ve Filistin’i kuşatmaya devam ediyor ve elbette kuşatma da bir tür saldırıdır.

İsrail’in her türlü bahaneyle Filistin’e karşı durmaksızın devam eden saldırgan bir tutumu var. Bu onların rutin uygulaması bunu sürekli yapıyorlar. Bu tutumunun esas nedeni Filistin halkının direnişi zayıflatmak, direnişini bitirmektir. İşin esası budur. Bu defa da bir bahane üretip Gazze’ye yeni bir saldırı başlattılar ve Filistin halkını kuşatmaya devam ediyorlar.

Ancak ne var ki Filistin halkı İsrail kuşatmasına ve saldırısına bir kez daha direniş ile cevap verdi. Filistin halkı dün olduğu gibi bugün de İsrail’e roketleriyle, havan toplarıyla, tanksavarlarıyla karşılık verdi. Bunlardan çok daha hayati olan ise Filistin halkı bir bütün olarak İsrail Terörüne karşı birlik olduğunu bir kez daha gösterdi. Hepimizin bildiği üzere Filistin halkı 1948 ‘de Hayfa ‘da, Nasra’da, Akka’da ve birçok Filistin şehrinde İntifada ‘ya kalktı. Ayrıca Şehit Muhammed Ebu Khdeyr’ın yakılması üzerine Kudüs’te, Ramallah’ta ve Nablus ‘ta da İntifada ’ya kalktı. Filistin halkı sadece çıplak ellerine güvenerek,  bedenlerini siper ederek, canlarını feda ederek tüm yürek ve cesaretleriyle İsrail bu saldırılarına karşı direndi. İsrail Filistin halkının kahramanca İntifadasına karşı gaz bombalarıyla, kurşunlarla tutuklamalarla olanca gücüyle, olanca terörüyle saldırdı.

İsrail’in bu günlerdeki son Gazze saldırısına ise bu defa Filistin dışındaki Filistinliler de(kamplarda ve diasporada olanlar) bulundukları her yerde Filistin halkı için sokağa çıkıp yüreklerinin onlarla beraber olduğunu gösterdiler. Sadece Filistinliler de değil. Pek çok ülkede pek çok şehirde Filistin’in dostları protesto gösterileri düzenleyip Filistin halkına büyük destek oldular. Örneğin dün İstanbul’da ‘İsrail’e Boykot Filsitin’e Özgürlük platformunun’ çağrısıyla bir protesto gösterisi oldu. Bu gösteriye sadece Filistinliler değil Anadolulu yoldaşlarımız ve mücadele dostlarımız da katıldılar. Tüm bu insanlar sokaklara çıkarak İsrail’in bu saldırısına karşı olduklarını gösterdiler. Buradan da görüyoruz ki sadece Filistinliler de değil tüm Dünyada Filistin halkının haklı mücadelesine destek veren insanlar var ve Filistin halkı yalnız değil.

İsrail’in bu son saldırısı aynı zamanda Arap hükümetlerinin olağanlaşan ihanetlerini bir kez daha keşfetmemizi sağladı ve Uluslararası bir komployu gözler önüne serdi. Bu saldırıyla bir kez daha Arap hükümetlerin İsrail’i terörüne karşı olmadığını ve dahi İsrail’e yardım ettiklerini gördük. Bu başlı başına utanç verici bir durumdur.   Uluslararası açıdan ise Barack Obama saldırılarla ilgili açıklamasında Gazze’den İsrail’e atılan roketleri kınayıp bu fırlatılan roketleri bahane ederek İsrail saldırısına destek verdi. Oysa İsrail bizim evlerimizi yıktı. Çocuklarımızı, ailelerimizi katletti. İsrail’in F16 ‘larla yaptığı saldırılarda pek çok ailemiz hepten şehid oldu ama ne hikmetse Mr. Obama tüm bunları görmedi ve Filistin halkının meşru müdafaasını suçladı.

Bu son saldırıyı Ortadoğu’daki gelişmelerle birlikte ele aldığımızda özellikle de Suriye Nizam’ının gelişen zaferiyle birlikte ele aldığımızda Bu saldırıların Ortadoğu’da yoğunlaşan emperyalist savaşın yeni bir evresine doğru yapılan bir hamle olduğunu düşünür müsünüz? Siyonist düşman ne yapmaya çalışıyor?

Elbette ki meselenin temeline bakıldığında bu saldırılar Birleşik Devletler ’in bölgemizdeki planların bir parçasıdır. Condelizza Rice’dan bildiğimiz BOP’un bir parçasıdır. Birleşik Devletler bölgemize yeniden nizamat vermek için, İsrail ‘in güvenliği sağlamak için tüm bölgemizde fitne ve kargaşa yaratıp mezhep savaşları çıkarıyor. Haklarımızı bu çatışmalarla yoruyor, korkutuyor ve meşgul ediyor. İsrail Suriye’yi Filistin halkının direnişine destek vermekle suçluyor. İsrail’e atılan füzelerin Suriye ve İran’dan geldiğini söylüyor Ancak Suriye bu gün kendi meseleleriyle uğraşıyor. Tıpkı Lübnan gibi, Irak gibi… Bu durumda direnişin zayıflamasına yol açıyor ve Filistin’e yeni saldırılar için uygun bir zemin oluşturuyor.

FHKC gelişen son saldırı süreciyle beraber Siyonist düşmana karşı birleşik cephe çağrısını yineledi. Bu çağrı diğer direniş güçlerinde ve Filistin Halkında nasıl bir karşılık buluyor?

Gazze’deki tüm örgütler bu saldırıya karşı askeri olarak birleştiler. Biz tüm güçleri Filistin halkının kurtuluşu için daimi bir güç birliğine çağırıyoruz.  Bunun için evvelden beri çabalarımız var. Tüm vatana şamil olacak bir ittifak arayışımız söz konusu. 2011 yılında Filistin’in kurtuluşu için Mısır’da Hamas’ında içinde bulunduğu bir toplantı gerçekleştirildi. FKÖ çerçevesinde bir diyalog çağrısı yaptık. Ulusal mecliste seçimlerin yapılmasını istedik. FKÖ’yü yeniden inşa etmek için uğraştık. Bütün örgütlerin FKÖ çatısında birleşmesi için çağrıda bulunduk ama maalesef bu gerçekleşemedi. Filistin yönetimleri tutumlarıyla, duruşlarıyla şehitlere yakışır bir mertebeye gelemediler. Başkan Abu Mazin’in dediği gibi: İsrail üzerimize bombalar yağdırırken biz onlara sadece kuru sözlerle karşılık verebildik.

İsrail daha evvelden 5500 insanımızı tutsak almıştı. Bu saldırıda Batı Şeria’daki 600’den fazla direnişçiyi tutsak aldılar. Şu andan Siyonist zindanlarında 6000’den fazla tutsağımız bulunmaktadır. Bu saldırıya farklı açılardan da bakabilmek lazım. Biz bu saldırının tüm yıkıcılığına rağmen amacına ulaşmadığını düşünüyoruz. Ancak nihai bir zafer için birlikten başka bir yol yok.

IŞİD Rojava ve Musul saldırılarıyla birlikte bölge halklarına yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı. IŞİD’in Musul ve Rojava saldırıları hakkında neler düşünmektesiniz?

Sanırız IŞİD’in emperyalist bir proje ve bir saldırı aygıtı olduğu konusunda hemfikiriz bu bağlamda Emperyalistlerin bölgemize yönelik son saldırıları hakkında neler düşünüyor ve IŞİD’in buradaki rolü nedir?

IŞİD, açık bir Birleşik Devletler üretimidir! IŞİD, Türkiye, Suudi Arabistan, Katar destekli bir Amerika ürünüdür. Halklarımızı etnik ve mezhepsel temellerde bölmek için oluşturulan radikal bir örgüttür. Bu örgütün başkaca bir görevi de Suriye’de ve Irak’ta halklarımızın içine korku salmak böylece direnişleri kırmaktır. Bunlar için yani Amerikan çıkarları içinde kendilerine dini alet olarak kullanmaktalar. Bu örgüt Birleşik Devletlerin bir ürünü olduğu için tüm saldırılarının temelinde Suriye’de olsun Irak’ta olsun Amerikan’ın hedeflerini gerçekleştirmek var. Bu son saldırılarda bu çabaların bir parçasından ibarettir.

Suriye’de dört yıldan bu yana süren bir savaş sürmektedir. Bu savaşın karakteri hakkında ve Suriye’deki son durum hakkında neler düşünmektesiniz?

Öncelikle bu bir savaş değil bu bir terör, bir bozgunculuktur. Suriye, bölgede İsrail ve Amerika politikalarına karşı engel olan bu politikalara karşı direniş gösteren bir devlettir. İsrail’in Lübnan’da olsun, Filistin’de olsun hedeflerini gerçekleştirmesine engel oluyor. Suriye bölgede Filistin ve Lübnan direnişine destek veriyor. Elbette Emperyalistler ve Siyonistler için bu ülkenin vurularak, içerden çökertilerek ortadan kaldırılması gerekiyor. Suriye’ye vurulan darbeler, Suriye’de vurulan şehirler bölge direnişine vurulan darbelerdir.

İsrail 2006 ‘da Hizbullah’ı yok etmek Lübnan’a saldırdı. Lübnan’ı yıktı ama yok edemedi.  Bunun için her yöntemi kullandı ama direniş kazandı. Birleşik Devletler, Suriye nizamını devirmek için çok çaba gösterdi ancak bunu başaramadı. Amerika Suriye’deki bütün bozguncu grupları destekledi. Bunun için birçok ülkeyle işbirliği yapıldı. Ne var ki nizamı deviremediler ve yöntem değiştirip bu defa da radikal dincileri kullanmaya başladılar. Birleşik Devletler, Suriye halklarını bölmek istedi ama Suriye nizamı ve ordusu birçok bölgeyi bu tür radikal dinci gruplardan temizledi. Ayrıca Suriye ordusunu güçsüz düşürmek yalnız bırakmak istedi ama başaramadı. Birleşik Devletler bu projesi sert bir kayaya çarptı. Bu kayanın adı Suriye’dir. Suriye direnişidir!

Tunus ve Mısır’da Gelişen Halk isyanları belirli merhalelerden geçti. Bu ayaklanmaklar, güncel durumları ve gelecekte evirilebilecekleri noktalar bahsinde neler düşünürsünüz?

Mısır ve Tunus’taki bu halk hareketleri bir başlangıçtır; olumlu bir başlangıçtır. Değişimin başlangıcıdır.  Bu hareketler nizamları değiştirmeye yönelikti ama sonuç olarak şu ana kadar sadece nizamların başındaki kişiler, sadece semboller değişti ama nizamlar değiştirilemedi. Bunun nedeni halkların örgütlü olmaması bu halk hareketlerini yönetebilecek devrimci öncülerin var olmamasıydı. Bu nedenlerle bu halk hareketlerinin mücadeleye devam etmesi gerekiyor.

Bu hareketlerin bir aşamasında Mısır’da Müslüman Kardeşler kazandı. Tunus’ta Kalkınma partisi kazandı. Tunus’ta Kalkınma Partisi’ne muhalefet yapabilen gruplar vardı bu nedenle Kalkınma Partisi istediği her şeyi yapamadı. Buna rağmen iktidarların temel karakterleri değişmedi. Bunun zamana ihtiyacı var. Ama sadece zamana ihtiyaç yok bir öncüye ve bir programa da ihtiyaç var.  Mısır’da ve Tunus’ta ekonomik siyasal ve sosyal sorunlar var. Bu sorunları göz önünde bulunduran bunlara kapsayacak hareketler ve bakış açıları gerekiyor.

Tarihte olduğu gibi bu günde Anadolu ve Kürdistan coğrafyaları emperyalizmin ileri karakolu olarak kullanılıyor. AKP hükümeti Libya’dan Suriye’ye kadar tüm emperyalist tezgâhların içinde bir biçimiyle rol alıyor. AKP’nin Ortadoğu politikaları ve T.C.’nin Ortadoğu’daki rolü hakkında neler düşünmektesiniz?

AKP Ortadoğu politikasından büyük hatalar yaptı. Özellikle Suriye meselesinde büyük, kabul edilemez hatalar yaptı. Herkesçe bilinen tutumları dışında AKP Suriye’ye doğrudan Türkiye askerini bile sokmaya çalıştı ama bunu başarmadı. Bunu yapamadı çünkü Türkiye ordusunun böyle bir güç ve yeteneği olmadığını ve bunun Türkiye için çok zor ve çok tehlikeli bir iş olduğunu gördü. Sonra küçük de olsa Suriye politikalarında geri adım attı. Ancak buradaki en büyük etken Türkiye halklarının tepkisi ve en çok da Devrimci / demokrat güçlerin Antakya’dan İstanbul’a kadar tüm Türkiye’de geliştirdikleri güçlü sokak hareketlerinin etkisi oldu. AKP Suriye politikalarını değiştirmiş değil. Tıpkı Öcalan’la görüşmelerde yaptığı gibi tıpkı Kürt hareketine yaklaşımı gibi burada da insanları oyalama ve zaman kazanma taktiği uyguluyor. Bu AKP’nin karakterinde var insanları aptal yerine, koyun yerine koyma AKP’nin karakterinde var. Bakın bu gün Kürtlerle görüştüğünü söylüyor ama hala hapishanelerde binlerce devrimci / demokrat tutsak bulunuyor. Aynı tutumu Filistin meselesine yaklaşımında da İsrail’le ilişkilerinde de görüyoruz. AKP Filistin halkını desteklediğini söylüyor ama İsrail’le askeri, iktisadi tüm ilişkilerini devam ettiriyor. Biz onlara ve herkese diyoruz ki Filistin Halkını desteklemek isteyen varsa önce İsrail ile ilişkilerini kessin.

Yakın zamanda Anadolu’da bir Taksim Direnişi yaşandı bu direnişe dair neler düşünmektesiniz?

Şüphesiz AKP Gezi olaylarını unutturmak istiyor. Gezi’yi de yok etmek sadece mekânı değil tarihini de yok etmek istiyor. Halk AKP’ nin bu projesine karşı çıktı. Kültürüne ve parkına sahip çıktı. Bu nedenle birçok gencini şehit verdi. İstanbul güzel bir şehir pek çok Avrupa şehrinden daha güzel bir şehir sadece binalarıyla değil insanlarıyla da kültürüyle de güzel bir şehir. Bu direniş insanlara kültürlerine şehirlerine tarihlerine sahip çıkmayı öğretti.

Bu gün Emperyalistler arası sıkışma özellikle de bölgemizde yani Kuzey Afrika’dan Ortadoğu’ya ve Kafkas’ları da içine alacak şekilde derinleşerek devam ediyor. Biz bunu Sovyetlerin çözülmesinden bu yana süren 3.emperyalist savaşın giderek derinleşmesi olarak görüyoruz. Bu konu da neler söylemek istersiniz?

Emperyalistler arası çatışmalarda yerel unsurlar, çelişkiler ve işbirlikçiler kullanılıyor. Örneğin Libya meselesi Fransa ve Birleşik Devletler ’in petrol için yürüttükleri bir kampanyaydı. Emperyalizm üçüncü dünya ülkelerinin kaynaklarını sömürebilmek için bu ülkelerde iç kargaşalar yaratıyor. Bu ülkeleri birbirine düşünüyor. Bu meselenin esası tam da budur. ABD ve diğer emperyalistler petrole sahip olmak için bir iktidar kavgasına tutuşuyorlar. NATO Libya’yı vurduğunda 100 bin insan şehit oldu. Fransa ve Britanya petrol’den büyük pay aldılar. Libya’da şimdi ki savaş da iktidar kavgasıdır. Kim pastadan daha büyük pay alacak çekişmesidir. Devrimcilerin /demokratların ve yurtseverlerin görevi Emperyalizme karşı mücadele etmek bu plan ve savaşları boşa çıkarmaktır.

TEMMUZ 2014 / SAMANDAĞ

Özgür Bir Dünya İçin KALDIRAÇ Dergisinin Ağustos 2014 sayısında yayınlanmıştır.

http://direnisteyiz.net/haber/bugun-evleri-yikilan-o-insanlar-o-evleri-yeniden-insa-etmeye-muktedirdir-leyla-halid-ile-soylesi-kaldirac/